Çeviri: Türkçe → İngilizce
Nedir? Size bir Türkçe cümle verilir; beş İngilizce cümleden hangisinin onun doğru çevirisi olduğunu seçersiniz. Ölçülen şey: İngilizce cümle kurma beceriniz değil — Türkçedeki ekleri okuyup karşılığındaki İngilizce yapıyı tanıyıp tanımadığınız.
Türkçe cümledeki ekleri okumak: -mıştı, -madıkça, -meliydi, -dığını — her biri belirli bir İngilizce yapıya karşılık gelir.
Cümleyi altı denetim hattına ayırmak: zaman, kesinlik, bağlaç, kim yaptı, nicelik, yan cümle.
Şıklarda dilbilgisi hatası aramamak: beşi de doğru İngilizcedir, fark anlamdadır.
Şunu bilin: Bu tip, İngilizceden Türkçeye çevirinin aynadaki görüntüsüdür ama bir farkı vardır: orada okuduğunuz beş cümle Türkçeydi, burada beşi de İngilizce. Yani okuma yükü daha ağırdır. Bu yüzden şıkları baştan sona okumak yerine hedefli tarama yapmak burada daha da önemlidir.
Önce terimler (1/2)
Renk anahtarı: mavi = Türkçedeki ek, yeşil = karşılığı olan İngilizce yapı, turkuaz = zaman, mor = kesinlik, açık mavi = bağlaç, turuncu = kim yaptı, sarı = nicelik, açık yeşil = doğru şık, kırmızı = yanlış şık.
Türkçe cümlede zaman, kesinlik ve koşul fiilin sonuna yapışır; İngilizcede bunlar ayrı kelimelerle taşınır.
"Tamamlamıştı" tek kelimedir; karşılığı had completed iki kelimedir. "Gelmeliydi" → should have come: üç kelime. Bu yüzden Türkçe cümleyi okurken ekleri tek tek işaretlemek gerekir.
"Geldi." tek başına bir cümledir; kim geldiği ekten anlaşılır. İngilizcede özne zorunludur: He came.
Özellikle "…-ıyor, …-dı" ile biten öznesiz Türkçe cümlelerde İngilizce karşılık çoğu zaman edilgendir: "Kazılar yapıldı" → Excavations were carried out. Kim yaptığı söylenmiyorsa İngilizcede de söylenmez.
Türkçede "…-dığını, …-en, …-mek" gibi ekler; İngilizcede ayrı yapılar.
"Değiştirdiğini gösterdi" → showed that it changed (that'li yan cümle). "Değiştiren etkenler" → the factors that change… (sıfat cümleciği). "Değiştirmek zor" → to change is difficult / changing is difficult.
Doğru çeviri Türkçe cümlede olmayan bir bilgi eklemez, olan bir bilgiyi atmaz.
En sık eklenenler: bir sebep bağı (so, because), bir kesinlik (certainly, definitely), bir zaman kayması (will). Türkçede karşılığı yoksa şık yanlıştır.
Önce terimler (2/2) — altı denetim hattı
Doğru şık altı hattın hepsinde Türkçe cümleyle örtüşür. Yanlış şıklar en az birini bozar.
Türkçe ek zamanı verir, İngilizce yapı onu karşılamalıdır.
-mıştı = had V3 · -yordu = was V-ing · -acaktı = would V · -mıştır / -di (etkisi süren) = has V3.
"olabilir", "olmalı", "-meliydi" birbirinin yerine geçmez.
-mış olabilir = may have V3 · -mış olmalı = must have V3 · -meliydi = should have V3 · -abilir = may / can.
Zıtlık, sebep, koşul: Türkçede ek, İngilizcede bağlaç ya da edat.
-madıkça = unless · -se de = although · -dığı için = because (arkasına cümle) · -den dolayı = due to (arkasına isim).
Özne kim, edilgen mi etken mi?
"…düşünülüyor" = it is thought that… / …is thought to… · "…tarafından eleştirildi" = was criticised by… Çeldirici özneyle nesneyi takas eder.
"çoğu, neredeyse hiçbiri, yalnızca, -makla kalmadı".
neredeyse hiçbiri = hardly any / almost none · -makla kalmadı, ayrıca = not only… but also… · yerine = rather than / instead of.
Yan cümle hangi kelimeye bağlanıyor?
-dığını = that… · -en / -an = which / that / who… ya da V-ing · -mek için = to V / in order to V. Çeldirici yan cümleyi başka bir kelimeye bağlar.
Bu soru tipi nasıl kurulur?
Sorular 70–75 arasıdır: altı Türkçe cümle, her birinin altında beş İngilizce şık.
Türkçe cümle akademik ve resmî bir dille yazılır; genellikle iki bilgi taşır ve aralarında bir bağ vardır.
Beş şıkkın tamamı dilbilgisi olarak doğru İngilizcedir. Bozuk cümle aramayın; bulamazsınız.
Şıklar birbirine çok benzer: aynı kelimeler kullanılır, değişen şey zaman kalıbı, bağlaç ya da öznedir.
Türkçe cümlede geçen her ek, doğru şıkta bir yapı olarak karşılanır. Karşılanmayan ek varsa şık yanlıştır.
Önce fiil kalıbına bakın. İngilizcede fiil cümlenin ortasındadır ve zaman bilgisi orada durur: had completed, has completed, would complete, was completing. Beş şıkta bu kalıpları yan yana okumak çoğu zaman üç şıkkı bir bakışta eler.
İkinci tarama ilk kelimededir: Unless… / Although… / Because… / It is thought… Şıkların başlangıcı bağlacı ve özneyi hemen ele verir; iki taramayla genellikle iki şık kalır.
Hat 1 — zaman
Türkçedeki zaman eki hangi İngilizce kalıba karşılık geliyor? Özellikle "iki olaydan hangisi önce oldu" sorusu burada çözülür.
Çözüm: A. Türkçede "tamamlamıştı" eki, işin diğer olaydan önce bittiğini söyler; İngilizce karşılığı had completed'dır. "Çoktan" da already ile karşılanmalıdır. A ikisini de veriyor.
İki geçmiş olay varsa, önce olan had V3 ile, sonra olan düz geçmişle (V2) yazılır.
By the time + V2 → diğer yarıda had V3. Bu ikili neredeyse her zaman birlikte gelir.
B yanlış: iki fiili de düz geçmiş yapıyor; bu, iki işin aynı anda olduğunu anlatır — oysa çalışma daha önce bitmişti. C yanlış: would complete "tamamlayacaktı" demektir, yani iş henüz bitmemiştir. D yanlış: sırayı ters çeviriyor — D'de önce ekip varıyor, sonra çalışma bitiyor. E yanlış: iki olayı eşzamanlı gösteriyor ve "çoktan" bilgisini düşürüyor.
Hat 2 — kesinlik
"olabilir / olmalı / -meliydi" üç ayrı yapıdır. Türkçede tek kelime, İngilizcede üç ayrı kalıp.
Çözüm: C. "kaynaklanmış olabilir" geçmiş için ihtimaldir: may have V3. İkinci yarıda "henüz doğrulamadı" = has not confirmed… yet.
may have V3 = "…-mış olabilir" (ihtimal) · must have V3 = "…-mış olmalı" (neredeyse kesin) · should have V3 = "…-meliydi" (yapılmadı, eleştiri).
Ayrıca: may result ile may have resulted aynı şey değildir. Birincisi "bundan sonra kaynaklanabilir", ikincisi "geçmişte kaynaklanmış olabilir".
A yanlış: ihtimali kesinliğe yükseltiyor. B yanlış: should have "kaynaklanmalıydı" demektir; bu bir eleştiri kalıbıdır, cümlede öyle bir şey yok. D yanlış: iki hata birden — geçmiş ihtimali şimdiye taşıyor ve so ile cümlede olmayan bir sebep bağı kuruyor. E yanlış: "henüz doğrulamadı" yerine "çoktan doğruladı" diyor; ikinci yarı tersine dönmüş.
Hat 3 — bağlaç ve ilişki
Türkçede ek, İngilizcede kelime. Bağlacı değiştiren şık cümleyi bambaşka bir şey yapar.
Çözüm: D. "almadıkça" = unless… takes (koşul cümlesinde gelecek için geniş zaman kullanılır) ve "beklenmiyor" = is not expected to. D ikisini de karşılıyor ve koşulu doğru tarafa koyuyor.
-madıkça = unless · -se de / -mesine rağmen = although (arkasına cümle) ya da despite (arkasına isim) · -dığı için = because (cümle) · -den dolayı / nedeniyle = due to, owing to (isim) · -mek için = in order to.
Biçim kuralı: because ve although arkasına özneli-yüklemli cümle alır; due to ve despite arkasına isim ya da isim öbeği alır. Şıkta bu eşleşme bozuksa okumaya devam etmeye gerek yok.
A yanlış: koşulu tersine çeviriyor ("almadıkça" → "alırsa") ve certainly ile cümlede olmayan bir garanti ekliyor. B yanlış: hükümetin önlem aldığını söylüyor; oysa cümle almadığı durumdan söz ediyor. C yanlış: koşulu gerçekleşmiş bir sebebe çeviriyor ve erozyonun yavaşlamadığını bir olgu olarak veriyor; cümlede ise bir beklenti var. E yanlış: koşul ile sonucu takas ediyor — cümlede koşul önlem almak, beklenen sonuç erozyonun yavaşlamasıdır; E'de tersi.
Hat 4 — kim yaptı
Türkçede özne düşebilir; İngilizcede düşmez. Öznesi belirsiz Türkçe cümlelerin İngilizce karşılığı çoğu zaman edilgendir.
Çözüm: C. Türkçe cümlede iki yerde özne gizlidir ve ikisi de edilgenle karşılanır: "bulunan yazıtlar" = the inscriptions found (kim bulmuş, söylenmiyor) ve "düşünülüyor" = are thought to (kim düşünüyor, söylenmiyor).
"…olduğu düşünülüyor / sanılıyor / ileri sürülüyor" iki biçimde yazılabilir ve ikisi de doğrudur:
It is thought that the inscriptions provide… ya da The inscriptions are thought to provide…
Yani şıkta It is thought that görmek tek başına doğruluk kanıtı değildir; cümlenin geri kalanı da denetlenmelidir.
A yanlış: gizli özneyi People yapıp cümleye insanları sokuyor ve "bilgi verdiği düşünülüyor" yerine "ticaret ağları hakkında düşündüler" diyor — iki ayrı bilgi bozuluyor. B yanlış: düşünen taraf yazıtlar oluyor; ayrıca bilgi veren şey yazıtlar değil kazı alanı gösteriliyor. D yanlış: kalıbı doğru kuruyor ama bilgiyi olumsuza çeviriyor ("hiçbir bilgi vermediği"). E yanlış: cümlede hiç geçmeyen araştırmacıları özne yapıyor; bilgiyi veren yazıtlardır, araştırmacılar değil.
Hat 5 — nicelik ve sınırlayıcılar
"yalnızca … kalmadı", "yerine", "neredeyse hiçbiri" gibi yapılar cümlenin yarısını taşır. Yanlış yere konan tek bir only anlamı bozar.
Çözüm: B. "yalnızca … kalmadı, aynı zamanda … de" kalıbının İngilizce karşılığı not only… but also…'dur. Kalıp iki olumlu sonucu üst üste koyar: hem süreleri kısalttı hem hataları azalttı.
E'de aynı kelimeler var: only, shortened waiting times, errors. Ama only burada sınırlama yapıyor: "yalnızca süreleri kısalttı, hatalara pek etkisi olmadı".
Türkçedeki "yalnızca … kalmadı" ile İngilizcedeki tek başına only zıt işler yapar: biri "bununla sınırlı değil" der, diğeri "bununla sınırlı" der.
A yanlış: iki sonucu sebep bağıyla bağlıyor ("bu yüzden"); cümle böyle bir bağ kurmuyor, iki sonucu yan yana sıralıyor. C yanlış: ikinci yarıyı olumsuza çeviriyor. D yanlış: kalıbı doğru kuruyor ama iki sonucu da tersine alıyor ("kısaltmayı başaramadı", "hataları artırdı").
Hat 6 — yan cümle nereye bağlanıyor?
Türkçede yan cümle ekle kurulur ve hangi kelimeyi nitelediği sıradan anlaşılır. Çeldirici bu bağı başka bir kelimeye kaydırır.
Çözüm: E. Türkçe cümlede iki yan cümle iç içedir: "gösteren" kanıtları niteler (evidence showing…), "değiştirdiğini" ise gösterilen bilgidir (that climate change is altering…). E bu iki katmanı da doğru yere bağlıyor.
-en / -an (gösteren kanıt) = evidence that shows… / evidence showing… — ismi niteler.
-dığını / -diğini (değiştirdiğini) = that + cümle — bir fiilin nesnesi olur (shows that…).
Kontrol yöntemi: Türkçe cümlede yan cümlenin hemen sağındaki isme bakın; İngilizce şıkta yan cümle de o ismin sağında olmalıdır.
A yanlış: "değiştirdiğini" bir olgudur; should alter ise "değiştirmeli" demektir, cümlede olmayan bir kesinlik/tavsiye katıyor. B yanlış: "gösteren" yan cümlesini kanıtlara değil araştırmacılara bağlıyor; böylece gösteren taraf araştırmacılar oluyor. C yanlış: göç yollarını değiştiren şeyi kanıtlar yapıyor; oysa değiştiren iklim değişikliğidir. D yanlış: bilgiyi tersine çeviriyor ("göç yolları iklim değişikliğinden etkilenmiyor") ve gösteren–gösterilen sırasını da bozuyor.
Türkçe eki gör, İngilizce yapıyı bul
Bu tablo bu dersin özüdür. Türkçe cümledeki eki bulduğunuz anda şıklarda ne arayacağınızı bilirsiniz.
| Türkçede | İngilizcede | Dikkat |
|---|---|---|
| …-mıştı | had V3 | Diğer olaydan önce bitmiş demektir |
| …-yordu | was / were V-ing | Sürüyordu; tamamlanmış değil |
| …-acaktı | would V | Olmadı ya da henüz olmamış |
| …-mış olabilir | may / might have V3 | may V ile karıştırmayın |
| …-mış olmalı | must have V3 | Neredeyse kesin |
| …-meliydi | should have V3 | Yapılmadı; eleştiri |
| …-madıkça | unless + geniş zaman | Arkasına will gelmez |
| …-se de, …-mesine rağmen | although + cümle / despite + isim | Arkasında ne olduğuna bakın |
| …-dığı için | because + cümle | due to arkasına cümle almaz |
| …nedeniyle, …-den dolayı | due to, owing to + isim | Arkasına yüklem gelmez |
| …olduğu düşünülüyor / sanılıyor | It is thought that… / …is thought to… | İkisi de doğru; özne söylenmez |
| …yapıldı, …bulundu (öznesiz) | was done, was found | Edilgen; kim yaptığı eklenmez |
| yalnızca … kalmadı, ayrıca … | not only… but also… | Tek başına only tam tersini söyler |
| … yerine | rather than, instead of | Reddedilen ve seçilen doğru sırada olmalı |
| …-dığını (gösterdi, belirtti) | that + cümle | Fiilin nesnesi olur |
| …-en, …-an (gösteren kanıt) | that / which shows…, showing… | Hemen sağındaki ismi niteler |
Çeldirici kalıpları
Beş şık da doğru İngilizcedir. Yanlış olanlar şu beş kalıptan birine göre yazılır.
had V3 → V2, may have V3 → may V, geçmiş → gelecek.
Kontrol: Türkçe ekin karşılığı olan kalıp şıkta aynen duruyor mu?
Koşul olumluya, olumsuz olumluya, zıtlık sebebe çevrilir.
Kontrol: şıkkın ilk kelimesi (Unless / If / Although / Because) Türkçe ekle eşleşiyor mu?
may → must ya da should; ihtimal garantiye çevrilir (certainly, definitely).
Kontrol: Türkçede "olabilir" mi diyor, "olmalı" mı, yoksa hiçbiri mi?
İşi yapan taraf değişir; ya da yan cümle başka bir isme bağlanır.
Kontrol: kim yapıyor, hangi kelime niteleniyor?
Cümlede olmayan bir sebep (so, because), amaç (in order to) ya da kesinlik eklenir.
Kontrol: şıktaki her parçanın Türkçede karşılığı var mı?
Türkçedeki her eki bir yapıyla karşılar; fazladan hiçbir kelime taşımaz.
Altı hattın hepsinde örtüşen tek şık vardır.
Strateji — beş adım
Türkçe cümleyi okuyun ve ekleri işaretleyin: zaman eki, kesinlik ifadesi, bağlaç eki, yan cümle eki. Şıklara henüz bakmayın.
Her ek için beklediğiniz İngilizce yapıyı zihninizde söyleyin: "tamamlamıştı → had completed", "almadıkça → unless".
Şıkların ilk kelimelerini ve fiil kalıplarını tarayın. Beklediğiniz yapıyı taşımayanları hemen eleyin; cümlenin tamamını okumayın.
Kalan iki şıkta özne ve bağ denetimi yapın: kim yapıyor, yan cümle neye bağlanıyor?
Ters kontrol: seçtiğiniz şıkta Türkçede karşılığı olmayan bir kelime var mı? Türkçede kalan bir ek karşılıksız mı?
Beş İngilizce şıkkı baştan sona okuyup "en doğru İngilizce" görüneni seçmek.
Neden yanlış: Beşi de doğru İngilizcedir; aradığınız hata orada yok. Üstelik beş uzun İngilizce cümleyi okumak bu tipte en pahalı zaman kaybıdır — hedefli tarama yapan öğrenci aynı soruyu üçte bir sürede bitirir.
Öğrencilerin en sık yaptığı hatalar
| Yapılan | Yapılması gereken | Neden |
|---|---|---|
| Şıklarda dilbilgisi hatası aramak | Anlam karşılaştırması yapmak | Beş şık da doğru İngilizcedir. |
| "-mıştı"yı düz geçmişle karşılamak | had V3 aramak | Hangi olayın önce olduğu değişir. |
| may have V3 yerine may V kabul etmek | Geçmiş ihtimali ayırmak | Biri olmuş olabilir, diğeri olabilir. |
| due to arkasına cümle koyan şıkkı seçmek | Biçim eşleşmesine bakmak | due to isim alır, because cümle alır. |
| Öznesiz Türkçe cümleye özne uydurmak | Edilgen şıkkı aramak | "Düşünülüyor" kimin düşündüğünü söylemez. |
| Tek başına only'yi "kalmadı" sanmak | not only… but also aramak | İkisi zıt iş yapar. |
| Yan cümleyi yanlış isme bağlamak | Ekin sağındaki isme bakmak | Gösteren taraf değişir. |
| Beş şıkkı baştan sona okumak | Fiil kalıbı + ilk kelime taraması | Şıklar birbirinin kopyasıdır; fark birkaç kelimededir. |
Ezber kartı — şıkta görürsen ne anlarsın?
| Şıkta | Türkçede karşılığı olmalı |
|---|---|
| had V3 | "…-mıştı" — yoksa şık yanlış |
| would V | "…-acaktı" — olmuş bir iş için kullanılmaz |
| may have V3 | "…-mış olabilir" |
| must have V3 | "…-mış olmalı" |
| should have V3 | "…-meliydi" |
| certainly / definitely | "kesinlikle" — Türkçede yoksa eklenmiştir |
| so / therefore | "bu yüzden" — yoksa uydurma sebep |
| unless | "…-madıkça" |
| due to / despite + isim | "…nedeniyle / …-e rağmen" + isim |
| It is thought / believed that | "…olduğu düşünülüyor / sanılıyor" |
| not only… but also | "yalnızca … kalmadı, ayrıca" |
| rather than / instead of | "… yerine" — sıra doğru olmalı |
Tam örnek — iki soru, adım adım
Önce kendiniz çözün, sonra → tuşuyla çözümü açın.
70 → B. Dört denetim: "yapılan kazılar" = excavations carried out (edilgen, kim yaptığı söylenmiyor); "koymuştur" = have revealed (etkisi süren geçmiş); "açıldığını" = that the region was settled (edilgen yan cümle); "sanılandan" = than previously thought.
A yanlış: would be settled "yerleşime açılacaktı" demektir; oysa yerleşim olmuş bitmiş bir olaydır. C yanlış: cümlede olmayan bir sebep bağı uyduruyor ("bu, kazıları mümkün kıldı") ve asıl bilgiyi — kazıların bunu ortaya koyduğunu — düşürüyor. D yanlış: karşılaştırmayı değiştiriyor; cümle bölgenin sanılandan erken yerleşildiğini söylüyor, kentin çevresinden eski olduğunu değil. E yanlış: erken olan şeyi kazılar yapıyor; oysa erken olan yerleşimdir.
71 → C. "… yerine" iki iş yapar: bir seçeneği reddeder (üretimi artırmak), diğerini seçer (kaliteyi iyileştirmek). İngilizce karşılığı rather than ya da instead of'tur — ama hangisinin reddedildiği doğru tarafta olmalıdır.
A yanlış: kalıbı doğru kuruyor ama iki tarafı takas ediyor — A'da reddedilen kalite iyileştirmesi oluyor. B yanlış: cümlede olmayan bir sebep uyduruyor ("üretimi artıramadığı için") ve bir kararı gerçekleşmiş bir işe çeviriyor. D yanlış: seçim yerine ikisini birden yapıyor; oysa biri reddedilmiştir. E yanlış: reddi bir sıraya çeviriyor ("artırmadan önce") — bu, üretimin sonra artırılacağını ima eder; cümlede böyle bir şey yok.
Soruyu çözerken dört adım
Türkçe cümlenin eklerini işaretleyin ve her biri için beklediğiniz İngilizce yapıyı söyleyin.
Şıkların ilk kelimelerini ve fiil kalıplarını tarayın; beklediğiniz yapıyı taşımayanları eleyin.
Kalanlarda özne ve yan cümle bağını denetleyin.
Ters kontrol: fazladan kelime var mı, karşılıksız kalan ek var mı?
Türkçeden İngilizceye çeviri 6 sorudur ve diğer çeviri tipiyle birlikte sınavın 12 sorusunu oluşturur. İki çeviri tipi arasında önemli bir fark vardır: İngilizceden Türkçeye çeviride okuduğunuz beş cümle Türkçedir, burada ise beş uzun İngilizce cümle okumanız gerekir. Bu yüzden bu altı soru, doğru yöntem kullanılmazsa sınavın en çok zaman yiyen bölümlerinden biri olur.
İyi haber şu: bu tip tahmin edilebilirdir. Türkçedeki ekler sınırlı sayıdadır ve her birinin İngilizce karşılığı bellidir. Yani burada ölçülen şey aslında zamanlar, modals, koşul cümleleri, edilgen yapı ve yan cümleler derslerinin toplamıdır. Bu beş konuyu bilen öğrenci için çeviri, yeni bir konu değil, bildiklerinin uygulama alanıdır.
Çalışma yöntemi: bu dersteki ek–yapı tablosunu ezberleyin ve her yanlışınızı beş çeldirici kalıbından biriyle etiketleyin — zaman kalıbı değiştirme, yön ters çevirme, kesinlik kaydırma, özne/bağ takası, bilgi ekleme. İkinci yöntem: Türkçe cümleyi okuduktan sonra şıklara bakmadan kendi İngilizce cümlenizi kurun; kurduğunuz yapıya en yakın şık çoğu zaman doğru olandır ve beş şıkkı okuma yükünden kurtulursunuz.
Aklınızda kalsın
Şıklarda dilbilgisi hatası yoktur. Beşi de doğru İngilizcedir; fark anlamdadır.
Türkçede bilgi ekte, İngilizcede ayrı kelimede: "tamamlamıştı" = had completed.
Altı hat: zaman · kesinlik · bağlaç · kim yaptı · nicelik · yan cümle bağı.
Öznesiz Türkçe cümle çoğu zaman edilgendir: "düşünülüyor" = is thought.
Biçim eşleşmesi: because / although + cümle, due to / despite + isim.
Tek başına only tuzaktır: "yalnızca … kalmadı" = not only… but also.
Önce fiil kalıbını, sonra ilk kelimeyi tarayın. Beş cümleyi baştan sona okumak en pahalı hatadır.
Extra Practice — şimdi çözerek pekiştirin. Bu dersin karşılığı test seti: Çeviri: İngilizce → Türkçe (YDT Practice).
TESTİ AÇ →