Çeviri İngilizce → Türkçe 1 / 1 EXTRA PRACTICE KONULAR HUB'A DÖN
YDT İngilizce · Soru Tipi · 64–69

Çeviri: İngilizce → Türkçe

Nedir? Size bir İngilizce cümle verilir; beş Türkçe cümleden hangisinin onun doğru çevirisi olduğunu seçersiniz. Ölçülen şey: Türkçe yazma beceriniz değil — İngilizce cümleyi eksiksiz ve fazlasız anlayıp anlamadığınız.

Bu dersin sonunda şunu yapabileceksiniz
1

Cümleyi altı denetim hattına ayırmak: yüklem ve olumsuzluk, zaman, kesinlik, nicelik, bağlaç, kim–kime.

2

Şıkları baştan sona okumadan elemek: hepsi aynı konudan söz eder, farkları birkaç kelimededir.

3

Akıcılık tuzağına düşmemek: en güzel Türkçesi olan şık, çoğu zaman doğru çeviri değildir.

i

Şunu bilin: Beş şık da düzgün Türkçedir ve hepsi aynı konudan söz eder. Aralarındaki fark tek bir olumsuzluk eki, tek bir zaman kipi ya da tek bir bağlaçtır. Bu yüzden bu tipte doğru cevap, "kulağa hoş gelene" göre değil, kelime kelime karşılaştırmayla bulunur.

Önce terimler (1/2)

Renk anahtarı: yeşil = yüklem ve olumsuzluk, turkuaz = zaman, mor = kesinlik, sarı = nicelik, açık mavi = bağlaç, turuncu = kim yaptı, kime yapıldı, açık yeşil = doğru şık, kırmızı = yanlış şık.

Çeviri kelime kelime değildir

Doğru çeviri, İngilizce cümledeki bilgiyi Türkçeye aktarır; kelimeleri sırayla değiştirmez.

The results fell short of expectations. → "Sonuçlar beklentilerin altında kaldı." Burada fell "düştü" diye çevrilmez; anlam bir bütün olarak aktarılır.

İki dilin cümle sırası farklıdır

İngilizcede özne – yüklem – nesne sırası vardır: Experts criticised the report.

Türkçede yüklem sona gider: "Uzmanlar raporu eleştirdi." Bu yüzden İngilizce cümlenin başındaki fiil, Türkçe şıkkın sonunda aranır. Şıkları okurken önce son kelimeye bakmak çok zaman kazandırır.

Akıcılık tuzağı

Çeldiriciler bilerek akıcı ve doğal yazılır; doğru şık bazen daha ağır durur.

"Kulağa hoş geliyor" bir kanıt değildir. Kanıt, İngilizce cümledeki her bilginin Türkçede karşılığının bulunmasıdır.

Ne ekle, ne at

Doğru çeviri cümlede olmayan bir bilgi eklemez, olan bir bilgiyi atmaz.

En sık eklenen şeyler: bir sebep ("bu yüzden"), bir kesinlik ("kesinlikle"), bir amaç ("…-mek için"). Cümlede yoksa şık yanlıştır.

Önce terimler (2/2) — altı denetim hattı

Doğru şık bu altı hattın hepsinde İngilizce cümleyle aynıdır. Yanlış şıklar en az birini bozar. Ders bu altı hattı tek tek işler.

1 Yüklem ve olumsuzluk

Cümlenin fiili ne, olumlu mu olumsuz mu?

En sinsi tuzak çift olumsuztur: do not deny = "inkâr etmiyor", yani kabul ediyor demeye gelir; "kabul etmiyor" diye çevrilirse anlam tersine döner.

2 Zaman

Olay olmuş mu, oluyor mu, olacak mı; bir olay diğerinden önce mi?

had opened = "açmıştı" (daha önce olmuş) · will open = "açacak" · has been opening = "açmakta". Türkçe şıkta bunlar ek olarak görünür: -mıştı, -acak, -makta.

3 Kesinlik

Cümle ne kadar emin konuşuyor?

may have caused = "yol açmış olabilir" · must have caused = "yol açmış olmalı" · caused = "yol açtı". Türkçede tek kelime değişir, soru orada biter.

4 Nicelik

Kaçı, ne sıklıkta, ne kadarı?

almost none = "neredeyse hiçbiri" · most = "çoğu" · a few = "birkaçı" · rarely = "nadiren". almost kelimesinin düşürülmesi en sık yapılan sessiz hatadır.

6 Kim yaptı, kime yapıldı

Özne ile nesne yerini değiştirdiğinde cümle tamamen değişir.

The report was criticised by experts. = "Rapor uzmanlarca eleştirildi." Çeldirici bunu "Rapor uzmanları eleştirdi" yapar; kelimeler aynıdır, olay terstir.

Bu soru tipi nasıl kurulur?

Sorular 64–69 arasıdır: altı İngilizce cümle, her birinin altında beş Türkçe şık.

Yapısı
1

İngilizce cümle genellikle iki bilgi taşır ve bir bağlaçla bağlanmıştır. Konular akademiktir: bilim, sağlık, ekonomi, çevre, tarih.

2

Beş Türkçe şık da düzgün Türkçedir ve aynı konudan söz eder. Aralarındaki fark birkaç kelimedir.

3

Şıklar çoğu zaman birbirine çok benzer: ilk yarısı aynı olan iki şık, ikinci yarısında ayrılır. Bu yüzden şıkları baştan sona okumak zaman kaybıdır.

4

Yanlış şıklar ufak farklarla yazılır: bir olumsuzluk eki, bir zaman eki, bir bağlaç, bir nicelik kelimesi.

Hızlı tarama sırası — en çok zaman kazandıran yöntem

Önce yükleme bakın. Türkçede yüklem cümlenin sonundadır; beş şıkkın son kelimelerini alt alta okumak çoğu zaman üç şıkkı bir bakışta eler.

Örnek: son kelimeler "…azalacaktır / …azalması pek olası değildir / …yapmayacaktır / …azalabilir / …göstermektedir" ise, İngilizce cümlede is unlikely to decrease gördüğünüz anda ikinci şık dışındakiler zaten elenmiştir.

Hat 1 — yüklem ve olumsuzluk

Fiil doğru mu, olumsuzluk doğru yerde mi? Bir "-me" eki cümleyi tersine çevirir.

Örnek. Scientists do not deny that the climate is changing, but they disagree about how fast it will happen.
A) Bilim insanları iklimin değiştiğini inkâr etmiyor, ancak bunun ne kadar hızlı gerçekleşeceği konusunda anlaşamıyorlar.  ·  B) Bilim insanları iklimin değiştiğini kabul etmiyor, ancak bunun ne kadar hızlı olacağını tartışıyorlar.  ·  C) Bilim insanları iklimin değiştiğini inkâr etseler de, bunun ne kadar hızlı gerçekleşeceği konusunda hemfikirdir.  ·  D) İklimin değiştiğini inkâr etmeyen bilim insanları, değişimin hızını da öngörebilmektedir.  ·  E) Bilim insanlarına göre iklim değişmektedir ve değişimin hızı konusunda bir görüş ayrılığı yoktur.

Çözüm: A. İki yüklem var, ikisi de dikkat ister: do not deny = "inkâr etmiyor" ve disagree = "anlaşamıyor". A ikisini de birebir veriyor.

Çift olumsuz tuzağı — en sık kaybedilen puan

deny = "inkâr etmek" (yani olmadığını söylemek). Başına not gelince: "inkâr etmiyor" → yani doğru olduğunu kabul ediyor.

B şıkkı burada "kabul etmiyor" diyor. Tek kelime değişmiş gibi görünür ama anlam tam tersine dönmüştür: cümle "değişimi kabul ediyorlar" derken, B "kabul etmiyorlar" diyor.

C yanlış: hem not'u düşürüyor ("inkâr etseler de") hem de disagree'yi tersine çeviriyor ("hemfikirdir"). D yanlış: ilk yarısı doğru ama ikinci yarıda cümlede hiç olmayan bir bilgi uyduruyor — hızı öngörebildiklerini söylüyor; oysa cümle hız konusunda anlaşamadıklarını söylüyor. E yanlış: disagree'yi "görüş ayrılığı yoktur" diye çeviriyor, yani ikinci yarıyı tersine alıyor.

Hat 2 — zaman

Olay olmuş mu, olacak mı, başka bir olaydan önce mi olmuş? Türkçede bu bilgi ekte saklıdır: -mıştı, -acaktı, -maktadır.

Örnek. By the end of the decade, the company had already opened branches in more than twenty countries.
A) On yılın sonunda şirket yirmiden fazla ülkede şube açacaktı.  ·  B) Şirket on yılın sonunda yirmiden fazla ülkede şube açmaya başladı.  ·  C) On yılın sonuna gelindiğinde şirket yirmiden fazla ülkede şube açmış bulunuyordu.  ·  D) Şirket yirmiden fazla ülkede şube açtığında on yıl çoktan sona ermişti.  ·  E) On yılın sonunda şirketin yirmiden fazla ülkede şubesi olması bekleniyordu.

Çözüm: C. had opened Türkçede "açmıştı / açmış bulunuyordu"dur: iş o tarihten önce bitmiştir. already da "çoktan" anlamını taşır ve C'deki "açmış bulunuyordu" bunu karşılar.

Zaman eşleştirmesi — ezberlenecek

had V3 = "…-mıştı" (daha önce olmuş) · has V3 = "…-di / -miştir" (etkisi sürüyor) · was V-ing = "…-yordu" · would V = "…-acaktı" · is expected to = "…-ması bekleniyor".

By + zaman = "…-e gelindiğinde / …-e kadar" demektir ve hemen her zaman yanında had V3 ile gelir: iş o ana kadar bitmiştir.

A yanlış: "açacaktı" gelecek anlatır; oysa şubeler zaten açılmış. B yanlış: "açmaya başladı" işin o tarihte başladığını söylüyor; cümle işin o tarihten önce bittiğini söylüyor. D yanlış: iki olayın sırasını ters çeviriyor — cümlede önce açılan şubeler var, D'de önce biten on yıl. E yanlış: "bekleniyordu" cümlede olmayan bir beklenti ekliyor; ortada gerçekleşmiş bir olay var.

Hat 3 — kesinlik

İngilizcede may / must / should ile ayarlanan kesinlik, Türkçede tek bir kelimeyle görünür: "olabilir", "olmalı", "kesinlikle".

Örnek. The delay may have been caused by a technical problem, but no official explanation has been made yet.
A) Gecikmeye kesinlikle teknik bir sorun yol açmıştır, ancak henüz resmî bir açıklama yapılmamıştır.  ·  B) Gecikmenin teknik bir sorundan kaynaklanması gerekirdi, ancak resmî bir açıklama yapılmadı.  ·  C) Teknik bir sorun gecikmeye yol açabilir; bu yüzden henüz resmî bir açıklama yapılmamıştır.  ·  D) Gecikmenin nedeni teknik bir sorun olabilir ve resmî açıklama da bunu doğrulamıştır.  ·  E) Gecikmeye teknik bir sorun yol açmış olabilir, ancak henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Çözüm: E. may have been caused geçmiş için ihtimaldir: "yol açmış olabilir". Ayrıca cümle edilgendir (gecikmeye bir şey yol açtı) ve ikinci yarıda no explanation has been made yet = "henüz açıklama yapılmadı". E üçünü de doğru veriyor.

Kesinlik karşılıkları — ezberlenecek

may / might / could have V3 = "…-mış olabilir" · must have V3 = "…-mış olmalı" · can't have V3 = "…-mış olamaz" · should have V3 = "…-meliydi" (ama yapılmadı).

Dikkat: may have V3 (geçmişte olmuş olabilir) ile may V (bundan sonra olabilir) aynı şey değildir. Türkçede biri "yol açmış olabilir", diğeri "yol açabilir"dir.

A yanlış: "kesinlikle… yol açmıştır" ihtimali kesinliğe çeviriyor. B yanlış: "kaynaklanması gerekirdi" bir beklenti/eleştiri cümlesidir, ihtimal değil. C yanlış: iki hata birden — "yol açabilir" geçmişi şimdiye taşıyor, "bu yüzden" ise cümlede olmayan bir sebep bağı uyduruyor. D yanlış: cümle "henüz açıklama yapılmadı" derken D "açıklama bunu doğrulamıştır" diyor; yani olmayan bir açıklamayı var sayıyor.

Hat 4 — nicelik

Küçük kelimeler: almost, most, few, none, rarely. Biri düşerse ya da yer değiştirirse şık yanlıştır.

Örnek. Almost none of the participants had read the instructions carefully before the experiment began.
A) Katılımcıların çoğu, deney başlamadan önce yönergeleri dikkatle okumuştu.  ·  B) Katılımcıların birkaçı, deney başlamadan önce yönergeleri dikkatle okumamıştı.  ·  C) Katılımcıların hiçbiri yönergeleri okumadı.  ·  D) Katılımcıların neredeyse hiçbiri, deney başlamadan önce yönergeleri dikkatle okumamıştı.  ·  E) Katılımcıların neredeyse tamamı, deney başladıktan sonra yönergeleri dikkatle okudu.

Çözüm: D. Üç şey birden korunmalı: almost none = "neredeyse hiçbiri", had read = "okumuştu" (deneyden önce), carefully = "dikkatle". D üçünü de taşıyor.

Nicelik karşılıkları

almost none = neredeyse hiçbiri · hardly any = neredeyse hiç · few = çok azı (yok denecek kadar) · a few = birkaçı · most = çoğu · almost all = neredeyse tamamı · rarely = nadiren.

"Almost" kelimesini asla düşürmeyin: "hiçbiri" ile "neredeyse hiçbiri" farklıdır. Birincisi "istisnasız kimse", ikincisi "bir iki kişi okumuş olabilir" demektir.

A yanlış: "neredeyse hiçbiri" yerine "çoğu" diyor ve olumsuzluğu da düşürüyor — cümlenin tam tersi. B yanlış: "birkaçı okumamıştı" demek, geri kalanların okuduğunu ima eder; oysa okuyan neredeyse yok. C yanlış: almost'u atıyor ("hiçbiri"), üstelik "deney başlamadan önce" bilgisini de düşürüyor. E yanlış: hem niceliği tersine çeviriyor ("neredeyse tamamı") hem de zamanı kaydırıyor ("başladıktan sonra").

Hat 5 — bağlaç ve ilişki

İki bilgi arasındaki bağ değişirse cümle bambaşka bir şey söyler. Bağlacı Türkçede ek olarak arayın: -se de, -dığı için, -madıkça.

Örnek. Although the treatment relieves the symptoms, it does not cure the underlying disease.
A) Tedavi belirtileri hafiflettiği için altta yatan hastalığı da iyileştirir.  ·  B) Tedavi altta yatan hastalığı iyileştirmediğinden belirtileri de hafifletmez.  ·  C) Tedavi hem belirtileri hafifletir hem de altta yatan hastalığı iyileştirir.  ·  D) Tedavi belirtileri hafifletse de altta yatan hastalığı iyileştirmiyor.  ·  E) Tedavi, belirtileri hafifletmesine rağmen hastalığın kendisini ortadan kaldırmayı amaçlamaz.

Çözüm: D. Although bir zıtlık bağlacıdır ve Türkçede "…-se de" ya da "…-mesine rağmen" ekiyle karşılanır. İki bilgi de korunmalı: belirtileri hafifletiyor (olumlu) ama hastalığı iyileştirmiyor (olumsuz).

A yanlış: zıtlığı sebebe çeviriyor ("hafiflettiği için") ve ikinci yarıyı da tersine alıyor ("iyileştirir"). B yanlış: iki yarıyı da tersine çeviriyor. C yanlış: zıtlığı tamamen siliyor, "hem… hem…" ile ikisini de olumlu yapıyor. E yanlış: ilk yarısı doğru ama ikinci yarıda "amaçlamaz" diyor — cümle tedavinin ne yapamadığını söylüyor, neyi amaçlamadığını değil. Bir tedavi hastalığı iyileştirmeyi amaçlıyor da olabilir; başaramadığını söylemek başka şeydir.

Hat 6 — kim yaptı, kime yapıldı

Edilgen cümlelerde işi yapan taraf by ile verilir. Çeldirici özneyle nesneyi değiştirir; kelimeler aynı kalır, olay tersine döner.

Örnek. The report was criticised by several experts who claimed that its data had been collected from a very limited sample.
A) Rapor, çok sınırlı bir örneklemden veri toplayan birkaç uzmanı eleştirdi.  ·  B) Birkaç uzman, raporun verilerini çok sınırlı bir örneklemden toplamakla suçlandı.  ·  C) Rapor, verilerinin çok sınırlı bir örneklemden toplandığını öne süren birkaç uzman tarafından eleştirildi.  ·  D) Raporu eleştiren uzmanlar, verilerin sınırlı bir örneklemden toplandığını sonradan kabul etti.  ·  E) Verileri çok sınırlı bir örneklemden toplandığı için rapor birkaç uzman tarafından geri çekildi.

Çözüm: C. İki yönü de doğru kurmak gerekir: eleştirilen rapordur, eleştiren uzmanlardır (was criticised by experts); ayrıca iddia uzmanlara aittir (who claimed) ve verilerin toplanması da edilgendir (had been collected).

A yanlış: özne ile nesneyi takas ediyor — A'da eleştiren rapor, eleştirilen uzmanlar oluyor; üstelik veriyi toplayan taraf da uzmanlar gösteriliyor. B yanlış: uzmanları suçlanan taraf yapıyor; oysa uzmanlar eleştiren taraftır. D yanlış: cümlede olmayan bir bilgi ekliyor — uzmanlar bir şeyi "sonradan kabul" etmiyor, en baştan öne sürüyor. E yanlış: raporun geri çekildiğini uyduruyor; cümlede yalnızca eleştiri var, geri çekilme yok.

Ekleme, atma ve akıcılık tuzağı

Bu tipte en çok puan, dilbilgisi bilmediğiniz için değil, güzel duran şıkkı seçtiğiniz için kaybedilir.

Sessizce eklenen bilgiler

Çeldiriciler cümleye şunları ekler: bir sebep ("bu yüzden", "…-dığı için"), bir amaç ("…-mek için"), bir kesinlik ("kesinlikle", "her zaman"), bir beklenti ("bekleniyordu").

Bunlar kulağa mantıklı gelir, hatta gerçek hayatta doğru olabilir. Ama İngilizce cümlede karşılığı yoksa şık yanlıştır.

Sessizce atılan bilgiler

En sık düşürülenler: almost ("neredeyse"), carefully ("dikkatle"), yet ("henüz"), already ("çoktan"), only ("yalnızca"), still ("hâlâ").

Bunlar küçük kelimelerdir ve atıldıklarında cümle daha akıcı durur. Tam da bu yüzden tuzaktır.

Sağlama yöntemi — ters kontrol

Seçtiğiniz Türkçe şıkkı okuyun ve her parçasının İngilizce cümlede karşılığını gösterin. Gösteremediğiniz bir parça varsa, o parça eklenmiştir.

Sonra tersini yapın: İngilizce cümledeki her kelimeyi tek tek okuyun ve Türkçe şıkta nerede karşılandığını bulun. Karşılığı olmayan bir kelime kaldıysa, o bilgi atılmıştır.

Bu iki kontrol otuz saniye sürer ve bu tipteki hataların neredeyse tamamını yakalar.

Çeldirici kalıpları

Beş şık da düzgün Türkçedir. Yanlış olanlar şu beş kalıptan birine göre yazılır.

1 Olumsuzluk oynatma

Bir "-me" eki eklenir ya da çıkarılır; çift olumsuzlar tersine çevrilir.

Kontrol: her yüklemin olumlu mu olumsuz mu olduğunu tek tek işaretleyin.

2 Kesinlik kaydırma

"olabilir" → "kesinlikle", "olmalı" → "olabilir", "-meliydi" → "-mış olabilir".

Kontrol: İngilizcedeki modal kelimeyi bulun, Türkçe karşılığını şıkta arayın.

3 Nicelik kaydırma

"neredeyse hiçbiri" → "hiçbiri" ya da "birkaçı"; "çoğu" → "tamamı".

Kontrol: almost, only, most, few gibi kelimelerin Türkçe karşılığı var mı?

5 Özne–nesne takası

Eleştiren ile eleştirilen, veren ile alan yer değiştirir.

Kontrol: edilgen cümlelerde by'dan sonraki tarafı bulun; işi o yapmıştır.

Doğru şık nasıl davranır?

Her bilgiyi taşır, hiçbirini eklemez ve atmaz. Türkçesi ağır durabilir; bu bir kusur değildir.

Altı hattın hepsinde İngilizce cümleyle örtüşen tek şık vardır.

Strateji — beş adım

1

İngilizce cümleyi okuyun ve altı hattı işaretleyin: yüklemler ve olumsuzlukları, zaman, kesinlik kelimesi, nicelik kelimesi, bağlaç, kim–kime.

2

Şıkların son kelimelerini alt alta okuyun. Türkçede yüklem sondadır; bu tarama çoğu zaman iki üç şıkkı hemen eler.

3

Kalanlarda tek tek denetim yapın: önce olumsuzluk, sonra bağlaç, sonra nicelik. Bir hat bozuluyorsa şıkkın gerisini okumayın.

4

Ters kontrol yapın: seçtiğiniz şıkta fazladan bir bilgi var mı, İngilizcede karşılıksız kalan bir kelime var mı?

5

Kararınızı akıcılığa göre değiştirmeyin. Daha güzel duran şık, doğru olduğu anlamına gelmez.

Yaygın yanlış sıra

Beş Türkçe şıkkı baştan sona tek tek okumak.

Neden yanlış: Şıkların ilk yarısı çoğu zaman aynıdır; okuduğunuz cümlelerin yarısı sizi hiçbir yere götürmez. Zaman kaybının yanında, art arda okunan benzer cümleler zihni bulandırır ve fark edilmesi gereken tek kelimelik ayrım gözden kaçar.

Öğrencilerin en sık yaptığı hatalar

YapılanYapılması gerekenNeden
En akıcı Türkçeyi seçmekBilgi karşılaştırması yapmakÇeldiriciler bilerek akıcı yazılır.
not deny'ı "kabul etmiyor" diye çevirmekÇift olumsuzu açmak"İnkâr etmiyor" = kabul ediyor demektir.
almost'u atlamakNicelik kelimelerini işaretlemek"Hiçbiri" ile "neredeyse hiçbiri" farklıdır.
had V3'ü düz geçmiş sanmakSırayı sormak: hangisi önce oldu?"Açtı" ile "açmıştı" farklı olayları anlatır.
may have V3'ü kesinlik sanmakModal kelimeyi Türkçede aramak"Olabilir" ile "kesinlikle" arasında dağlar vardır.
Edilgen cümlede özneyi kaçırmakby'dan sonrasını bulmakEleştiren ile eleştirilen karışır.
Cümlede olmayan sebebi kabul etmekYalnız yazılana bakmak"Bu yüzden" en sık eklenen bağdır.
Şıkları baştan sona okumakÖnce son kelimeleri taramakŞıkların ilk yarısı çoğu zaman aynıdır.

Ezber kartı — İngilizce kalıp, Türkçe karşılık

İngilizcedeTürkçede
do not deny that…"…-dığını inkâr etmiyor" (yani kabul ediyor)
had V3 / by the end of…"…-mıştı" / "…-e gelindiğinde"
may have V3"…-mış olabilir" — "kesinlikle" değil
must have V3"…-mış olmalı"
should have V3"…-meliydi" (ama yapılmadı)
is unlikely to V"…-ması pek olası değil" — "olmayacak" değil
almost none / hardly any"neredeyse hiçbiri" — "hiçbiri" değil
although / even though"…-se de, …-mesine rağmen"
unless"…-madıkça"
not only… but also…"…-mekle kalmayıp …-de" / "…-dığı gibi …-de"
X was V3 by Y"X, Y tarafından …-di" — işi Y yapmıştır
no… has been made yet"henüz … yapılmadı"

Tam örnek — iki soru, adım adım

Önce kendiniz çözün, sonra tuşuyla çözümü açın.

64. Unless governments invest in public transport, traffic congestion in large cities is unlikely to decrease.
A) Hükümetler toplu taşımaya yatırım yaparsa büyük şehirlerdeki trafik sıkışıklığı kesinlikle azalacaktır.  ·  B) Hükümetler toplu taşımaya yatırım yapmadıkça, büyük şehirlerdeki trafik sıkışıklığının azalması pek olası değildir.  ·  C) Büyük şehirlerdeki trafik sıkışıklığı azalmadıkça hükümetler toplu taşımaya yatırım yapmayacaktır.  ·  D) Hükümetler toplu taşımaya yatırım yapmasa bile büyük şehirlerdeki trafik sıkışıklığı azalabilir.  ·  E) Toplu taşımaya yapılan yatırımlar, büyük şehirlerde trafik sıkışıklığının azaldığını göstermektedir.

64 → B. İki anahtar: unless = "…-madıkça" ve is unlikely to decrease = "azalması pek olası değil". B ikisini de birebir veriyor: koşul doğru yerde, ihtimal derecesi doğru.

A yanlış: iki hata birden — "yatırım yaparsa" koşulu ters çeviriyor ("yapmadıkça" değil) ve "kesinlikle azalacaktır" diyerek ihtimali garantiye döndürüyor; oysa cümle yalnızca "azalması pek olası değil" diyor. C yanlış: koşul ile sonucu takas ediyor — cümlede koşul yatırım, sonuç trafiktir; C'de tersi. D yanlış: cümlenin tam tersini söylüyor ("yatırım yapmasa bile azalabilir"). E yanlış: cümlede olmayan bir gerçekleşmiş azalma uyduruyor; ortada henüz olmuş bir şey yok, bir öngörü var.

65. Not only did the new policy fail to reduce unemployment, but it also increased public debt considerably.
A) Yeni politika işsizliği azaltmadığı için kamu borcu da artmıştır.  ·  B) Yeni politika işsizliği azaltmış olsa da kamu borcunu önemli ölçüde artırmıştır.  ·  C) Yeni politika yalnızca işsizliği azaltmakla kalmamış, kamu borcunu da önemli ölçüde azaltmıştır.  ·  D) Yeni politika işsizliği azaltmayı başaramadığı gibi, kamu borcunu da önemli ölçüde artırmıştır.  ·  E) İşsizliğin azalmaması ve kamu borcunun artması, yeni politikanın uygulanmasını engellemiştir.

65 → D. Not only… but also… kalıbı iki olumsuz sonucu üst üste koyar: "…-mekle kalmadı, üstüne bir de…". Üç bilgi korunmalı: (1) işsizliği azaltmayı başaramadı (fail to reduce), (2) kamu borcunu artırdı, (3) considerably = "önemli ölçüde". D üçünü de taşıyor.

A yanlış: iki bilgiyi not only… but also ile değil, bir sebep bağı ile bağlıyor ("azaltmadığı için") — cümle borcun işsizlik yüzünden arttığını söylemiyor, ikisini ayrı ayrı sıralıyor. B yanlış: ilk yarıyı tersine çeviriyor ("azaltmış olsa da") — oysa politika bunu başaramadı. C yanlış: not only kalıbını doğru kuruyor ama iki yerde birden bozuyor: "yalnızca işsizliği azaltmakla kalmamış" politikanın işsizliği azalttığını ima ediyor ve borcu da "azaltmıştır" diyor. E yanlış: cümlede olmayan bir sonuç uyduruyor — politika uygulanmıştır ve bu iki sonucu doğurmuştur; E ise politikanın uygulanmasının engellendiğini söylüyor.

Soruyu çözerken dört adım

1

İngilizce cümleyi bir kez okuyun ve altı hattı işaretleyin.

2

Şıkların son kelimelerini tarayın; yüklemi tutmayanları hemen eleyin.

3

Kalanları olumsuzluk, bağlaç ve nicelik sırasıyla denetleyin.

4

Ters kontrol: fazla bilgi var mı, karşılıksız kalan kelime var mı?

Öngörü ve çalışma önerisi

Çeviri soruları 6 sorudur ve Türkçeden İngilizceye çeviriyle birlikte sınavın 12 sorusunu oluşturur — yani Dilbilgisi bölümünden (10 soru) bile fazla. İyi haber şu: bu tipte metin yoktur, konu bilgisi gerekmez ve şıklar Türkçedir — yani okuma yükü düşüktür. Doğru yöntemle çalışan öğrenci bu altı soruyu yüksek doğrulukla çözebilir.

Kötü haber şu: bu tip, öğrencinin en çok "yaptım sandığı" tiptir. Türkçe şıkları okumak kolay geldiği için öğrenci hızlı karar verir ve akıcı olanı seçer; doğru cevabın ağır durduğu sorularda puan sessizce kaybedilir. Bu yüzden buradaki en büyük kazanç, bilgi eklemekten değil, alışkanlık değiştirmekten gelir.

Çalışma yöntemi: her yanlışınızı beş çeldirici kalıbından biriyle etiketleyin — olumsuzluk oynatma, kesinlik kaydırma, nicelik kaydırma, bağlaç değiştirme, özne–nesne takası. Genellikle tek bir kalıp tekrar eder. İkinci yöntem: İngilizce cümleyi önce kendiniz Türkçeye çevirin, sonra şıklara bakın; kendi çevirinize en yakın şık çoğu zaman doğru olandır ve akıcılık tuzağı bu yöntemle tamamen kapanır.

Aklınızda kalsın

Altı hat: yüklem ve olumsuzluk · zaman · kesinlik · nicelik · bağlaç · kim yaptı. Biri bozulduysa şık gider.

Önce son kelimeleri tarayın: Türkçede yüklem sondadır, bu tarama üç şıkkı bir bakışta eler.

Çift olumsuza dikkat: do not deny = "inkâr etmiyor", yani kabul ediyor.

Küçük kelimeler puandır: almost, only, yet, already, carefully — düşürülürse şık yanlıştır.

Kesinlik karşılıkları: may have = "olabilir" · must have = "olmalı" · is unlikely to = "pek olası değil".

Ne ekle ne at: cümlede olmayan sebep, amaç ya da kesinlik eklendiyse şık yanlıştır.

Akıcılık kanıt değildir. Doğru çeviri bazen ağır durur; önemli olan her bilginin yerinde olmasıdır.

Extra Practice — şimdi çözerek pekiştirin. Bu dersin karşılığı test seti: Çeviri: Türkçe → İngilizce (YDT Practice).

TESTİ AÇ →

Kontroller

SPACE sonraki slayt / sonraki cevabı aç
önceki
HOMEENDilk / son slayt
Ftam ekran
F1ESCbu ekranı aç / kapat